Sanat Nedir

0 1

Sanat sanatçı için midir yoksa toplum için mi? Sanat için soyunulur mu? Sanat bence ne toplum içindir ne de sanatçı için. Öncelikle sanat dediğimiz şeyin ya da en azından benim sanat dediğim olgunun tanımını yapmak gerekir. Benim için sanat, hiçbir baskı altında kalmadan yani özgürce yapılan ve bu icraatı gören her bir bireyin onu farklı yorumlamasını sağlayan her şeydir.

 

Yaptığım tanımdan yola çıkarsam birinci özellik özgürce yapılmasıdır. Peki özgür olmak ne demek? Burada özgür olmaktan kasıt fiziksel özgürlükten çok zihinsel özgürlüktür. Yani belirli kalıplar arasına sıkışıp kalmadan, kim ne söyler diye düşünmeden ortaya bir ürün çıkarmaktır. Çünkü başkaları ne söyleyecek kaygısı güdülen hiçbir çalışma özgün olamaz. Özgünlük olmayan bir yerde de sanattan bahsedilemez. İkinci olarak; özgür olmamak yani esaret sadece başkaları ne diyecek kaygısından kaynaklanmaz. Yapılan işten bir fayda elde etmeye çalışmak da özgür olamamaya sebebiyet verir. Eğer biri ortaya koyduğu üründen para kazanma ihtiyacı duyuyorsa, ister istemez meydana getirdiği ürünü ona para kazandıracak kişilerin fikri yönünde yontar. Yani müşteri odaklı bir ürün ortaya çıkarır. Bu da ona ket vurur ve özgürlüğüne zarar verir. Ya da takdir görme hissi ile bir ürün ortaya koyarsa bu kendi istediği değil takdirlerini kazanmak istediği kişilerin onun üzerindeki yansımasını gösteren bir ürün oluşturmuş olur. Dolayısıyla normalde beyninde geliştirdiği bir olguyu yalnız birileri rahatsız olacak diye plansız bir şekilde yontar. Yani bu şuna benzer bir ressamın yaptığı orijinal bir resme gözünü kapatarak son dokunuşları yapmasına ya da resmin bazı yerlerini yine gözünü kapatarak rastgele silmesine sebebiyet verir. Bütün bunlardan dolayı icra edilen bir işin sanat olması demek o işi yaparken tamamen kendi isteğiyle yapması ve özgürlüğün sınırsızlığını hissetmesi gerekir.

 

İkinci özellik ise bu özgürce yapılan icraatın yine özgürce yorumlanabilmesi gereklidir. Yani sanatçı sanatını özgürce yorumlanabilecek sınırsızlıkta meydana getirmelidir. Yapılan tenkitlere sağduyu ile yaklaşmalı yeri geldiğinde tenkit edenlerin gözünden bakabilmelidir. Bu sebeple sanatçının işi, ürünü ortaya koymakla bitmez tam tersi olarak asıl zor işi ürünü ortaya koyduktan sonra başlar. Çünkü yapıtıyla ilgili bazen olumlu bazen olumsuz bazen de yapıtı oluştururken hiç aklına gelmeyen bir perspektifte gelecek eleştirilere karşı sessiz kalabilmesi en zorudur. İşte bu noktada sanatçının ve yapıtının büyüklüğü ortaya çıkar. Eğer sanatçı susmayı, yapıtı da tabiri caiz ise kendi ayakları üzerinde durmayı başarırsa; sanatçı gerçekten bir sanat eseri ortaya koyabilmiş demektir. Mesela Umberto Eco Gülün Adı adlı romanını niye yazdığını açıkladığı yazısında şöyle demektedir: ‘Yazar, yazdıktan sonra ölmelidir.Metnin akışını bozmamak için.’

 

Ya da mesela bir müzik sesi duyulduğunda birisine  hüzün diğer bir kişiye  umutsuzluk bir başkasına  şefkat duygularını hatırlatıyorsa bu yapıt bu özelliği taşıyor demektir. O müziği oluşturan müzisyen, müziği oluştururken farklı duygular içinde olsa bile

 

Yazının başlarında da ifade ettiğim gibi benim için sanat bu özellikleri taşıyan her ürün olabilir. Bir roman, resim, müzik, sinema olabileceği gibi toplumsal bir proje, bir yüksek lisans tezi ya da orijinal bir iş fikri sanat olabilir benim için. Yeter ki özgün,özgür ve farklı açılardan bakınca farklı manalar çıkarılabilir olsun.

 

 

 

 

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.