Atrofi Nedir?

0 0

Atrofi Nedir?

Atrofi, bir hücre, bir doku ya da bir organın boyutlarının sonradan küçülmesidir. Atrofiden söz edebilmek için, söz konusu organın küçülmeden önce kişinin yaşına ve tüm vücuduna göre normal boyutlarda olması gerekir. Bir organın ya da vücudun herhangi bir bölgesinin atrofisinde, o organı ya da bölgeyi oluşturan hücrelerin sayısında, boyutunda ya da her ikisinde birden azalma söz konusudur.

Bazı hücre ve organların, belirli yaşlarda veya bazı fizyolojik koşullarda atrofiye uğraması doğaldır. Örneğin;

  • İnsan embiriyosundaki bazı yapılar, yalnızca embriyon evresine özgüdür ve doğuma doğru giderek küçülür.

 

  • Böbreküstü bezleri, doğumdan kısa bir süre sonra kabuk bölgesindeki iç katmanlardan birinin yok olmasıyla, embriyon evresindekinden daha küçük hale gelir.

 

  • Ergenlikte, timus ve öbür lenfoit dokuların yanı sıra epifiz bezi de atrofiye uğrar ve eksilen dokuların yerini genellikle kalsiyum çökeltileri doldurur.

 

  • İleri yaşa bağlı olarak birçok dokuyu etkileyen genel atrofi, hemen hemen bütün insanlarda görülmektedir. Bu durum kişinin daha önceki beslenme ve kan dolaşımı durumuyla yakından ilişkilidir.

 

  • Kadınlarda adet çevrimi sırasında, eğer gebelik gerçekleşmezse, yumurtalıktaki sarı cisim atrofiye uğrar.

 

  • Gebelik süresince gelişen rahim kasları da doğumdan hemen sonra hızla küçülerek eski biçimine döner.

Atrofi Çeşitleri

1-Tüm Vücudun Atrofisi

Atrofi genel olarak hücrelerin ve dokuların beslenmesindeki ve  metabolizma etkinliklerindeki bir takım değişikliklerle ilintilidir. Bütün vücut dokularında genel atrofi görüldüğü durumlar;

  • Besin eksikliğinden, kıtlıktan ya da iştahsızlıktan ileri gelen sürekli açlık dönemleri,
  • Hastalık nedeniyle besinlerin yeterince özümlenememesinden  kaynaklanan ileri beslenme bozuklukları,

Vücut için gerekli bazı protein bileşiklerinin ve vitaminlerin alınamaması metabolizma süreçlerini aksatarak hücrelerin ve dokuların atrofisine neden olur. Uzun süre proteinli besinler alınamadaığında vücut proteinleri, aminoasitler halinde parçalanarak hücrelere gerekli enerjiyi sağlar ve yaşam süreçlerinin sürdürülmesine destek olur.

Beyin, kalp, böbreküstü bezleri, tiroit, hipofiz, üreme bezleri, böbreklerin atrofisi vücudun öbür organlarından daha seyrek görülür. Buna karşılık depolanmış yağlar, karaciğer, dalak, ve lenfoit dokular, vücudun bütününe oranla daha fazla atrofiye uğrar. Çok bol kanla beslenen beyin, kalp ve böbrekler açlığın yıkıcı etkilerinden en az etkilenen organlardır.

Protein Eksikliğinden Gelen Genel Atrofi

Çoğu kez belirli vitaminlerin yetersizliğinden kaynaklanan bazı doku atrofilleri eşlik eder. Örneğin;

  • A vitamin eksikliği derinin atrofisini hızlandırır
  • E Vitamini eksikliği kasların atrofisini hızlandırır

İnsan metabolizması, büyüme döneminden sonra giderek yavaşlar buna bağlı olarak da bazı hastalık ya da kazalardakinden çok farklı olan ve son derece yavaş gelişen yapısal değişikler ortaya çıkar.

Yaşlılık

Pek çok doku ve organda hem hücre azalmasından hem de hücre bileşenlerinin değişmesinden ileri gelen belirgin bir atrofi biçimidir. Bu durum, ileri yaşlarda vücut işlevlerinin değişime uğraması, azalması ve sonunda ortadan kalkarak ölüme  yol açmasıyla kendini gösterir. Yaşlılıktaki yapısal değişiklikler kalıotsal yapı özellikleriyle olduğu kadar, geçirilmiş hastalıklar, kazalar ve diğer çevresel etkenlerle de yakından bağlantılıdır.

İleri yaşlardaki atrofiye bağlı değişiklikler hemen hemen bütün doku ve organlarda kendisini göstermekle birlikte, bazıları çok daha belirgin ve önemli yapı bozukluklarıdır. Örneğin damar sertliğinde atardamar duvarlarının kalınlaşıp sertleşmesi dokulara ulaşan kan miktarını azaltarak yaşlanma süreçlerini hızlandırır.

Yaşlılıkta Kas Atrofisi

Yaşlılık atrofisinin en belirgin olduğu yer, yıpranmış saten gibi parlak  ve kaygan bir görünüm almış ve derin çizgilerle kırışmış olan deridir. Bu atrofi derinin katmanı olan dermisteki liflerin ve dış derideki hücreler ile ter bezlerinin geçirdiği değişikliklerden kaynaklanır. Yaşlılarda, kas dokusu yıkımından ileri gelen kas gücü azalmasına ve hareket güçlüklerine sık rastlanır. Ayrıca tek tek kas lifleri düzensiz bir biçimde küçülür ve sayıca azalır.

Yaşlılıkta Kalp Kası Atrofisi
  • Kalp kası liflerinde bulunan ve kahverengi bir yağ pigmenti olan lipofüsinin yaşla birlikte artması da kalbin kahverengi atrofisi olarak adlandırılır.
  • İleri yaşlardaki kalp kası yıpranmasına bağlı olarak, kalbin sağ odacıklarının duvarlarında lifsi ve yağsı dokuların arttığı, ayrıca kalp kasını besleyen koroner damarların iç yüzlerindeki ve duvarlarındaki esnek dokunun yerini giderek lifsi dokuya bıraktığı görülür.
  • Yaşlanma süresi içerisinde atrofiye uğramış kalp kasında, protein yapısında bir madde olan amiloidin aşırı derecede birikmesi de oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.
Yaşlılıkta Karaciğer Atrofisi

Yağ dokusuna sarı rengi veren lipokrom pigmentinin karaciğer hücrelerindeki miktarı giderek artar.

Yaşlılıkta Kemik Atrofisi

Yaş ilerledikçe kemikler giderek daha hafif ve daha gözenekli olmaya başlar. Kemik dokusundaki azalma özellikle uzun kemiklerin ucundaki süngerimsi dokuda ve kemik korteksinin iç bölümlerinde belirgindir. Bu değişikliklere ve kemik hücrelerinin azalmasına ek olarak, kemik dokusundaki kalsiyum çökelmesinin  de giderek yavaşlaması kamiklerin eskisinden daha çabuk kırılmasına yol açar.

Yaşlılıkta Beyin Atrofisi

Beyin yüzeyindeki kıvrımların daralması ve beyni saran üç kat zardan ortadakinin altındaki boşlukta daha çok sıvı birikmesiyle ortaya çıkar. Sinir hücrelerinin her biri büzülüp küçülmüş,sayıları azalmış ve içerdikleri lipokrom pigmenti artmıştır. Bazen sinir liflerinin yapısı da yozlaşır ve sinir hücrelerinin arasında yaşlılık plakları denen çökeltiler oluşur. Bu plaklara, beynin yan karıncıklarından çıkan ön uzantıların duvarındaki hipokampus kabartısında ve beynin ön bölgesindeki dış kabuğunda daha sık rastlanır. Yaşlılıktaki zihinsel gerileme bütün bu değişikliklerin klinik belirtisidir.

2-Hipofiz Bezi Atrofisi

Hipofiz bezinin kronik işlev yetersizliğinden kaynaklanan Simmonds hastalığı başta kalp, karaciğer, dalak, böbrekler, tiroit, böbreküstü bezleri ve üreme bezleri olmak üzere pek çok iç organda atrofiye neden olur.

Hipofiz bezinde atrofiye yol açan ağır bir lezyon, bu bezin hormon salgısındaki azalmaya bağlı olarak tiroit, böbreküstü bezleri ve üreme bezlerinde de atrofiyle sonuçlanır. Bu bezlerin hormonlarıyla beslenen ilgili organlarda da atrofi meydana gelir. İçsalgı bezlerinin küçülmesi oldukça ileri boyutlara varabilir.

3-Kas ve Kemik Atrofileri

Kas, kemik ve başka dokulardaki yerel atrofiler, bu organların uzun süre kullanılmamasından ya daişlev ve etkinliklerinin azalmasından ileri gelebilir. Oluşma mekanizması yeterince anlaşılamamış olmakla birlikte, etkinliğini yitiren dokulara daha az kan, besin ve destek maddeleri taşındığı bilinmektedir. Örneğin, çocuk felcinde kasa ulaşan hareket sinirlerinin yıkımı, kasın hareketsiz kalmasına dolayısıyla atrofiye uğramasına yola açar.

Omurilikteki sinir hücreleri yıkıma uğradığında da bu sinirlerle harekete geçen kasla gevşer ve felç olur. Felce uğramış kasın liflerindeki küçülme birkaç hafta içinde belirginleşir. Birkaç ay sonra da kas lifleri parçalanıp yok olur. Bunların yerini yağ hücreleri ile gevşek bir bağ doku örgüsü alır.

Felç nedeniyle hareketsiz kalan bir organın iskelet dokusun da atrofiye uğrar. Kemiğin bazı bölgelerindeki doku azalması nedeniyle hafifleşme ve gözenekleşme başlayıp başlamadığı birkaç haftalık bir gelişmeden sonra röntgen filmleriyle anlaşılabilir. Uzun kemiklerin dış katmanında, mineral eksikliğine bağlı olarak büyük ölçüde incelme ve atrofi görülür.

Romatoit artrit gibi ağrılı bir eklem hastalığı sonucunda bir kolun ya da bacağın kullanılamaması o eklemin hareketini sağlayan kaslarda  da daha hafif olmakla birlikte benzer bir atrofi ile sonuçlanır.

Yerel bir osteoporoz olan Sudeck Atrofisi, darbeyle örselenmiş bir kemikte hızla gelişebilir.

Kan şekerindeki hızlı ya da uzun süreli bir düşüş,sinir sistemini gerekli enerji kaynaklarından yoksun bırakarak, beyin ve çevrel sinir hücrelerinde yapı bozukluğuna ortam hazırlar. Bu da kas ve kemiklerin sinir iletisi bozukluğuna bağlı hareketsizlik atrofisine sebep olur.

Sürekli basınç altında kalan bir hücre, organ ya da doku  büyük olasılıkla beslenmesinin ve metabolizma etkinliğinin engellenmesi  nedeniyle atrofiye uğrar. Bir atardamarın  yerel olarak genişlemesinden doğan basınç da bütün komşu dokularda. özellikle kemiklerde atrofiye neden olur.

Omurlar arası disklerden birinin dışarıya taşması ya da burada bir tümörün büyümesi bazen omurilikten çıktıkları yerin hemen yakınında sinirlere basınç yapar. Uzun süre basınç altında kalarak ezilen sinirlerin uyardığı kaslarda  da atrofi baş gösterebilir. Bu durum en çok baldır kaslarında görülür. Boyun omurlarındaki bu tür bir basınç ya da scalenus anticus  kasının koldaki ağını sıkıştırması da aynı etkiyi göğsün üst bölümlerinde ve kollarda gösterir.

Bacak ve kol kaslarını yerel atrofileri, sinir uyarılarını bu organlara ileten omurilik sinirlerinin etkinliğini yitirdiği ya da yıkıma uğradığı kalıtsal hastalıklarda görülür. Charcot-Marie-Tooth hastalığında atrofi, daha çok bacağın dış yanındaki fibula kaslarını bazen de el kaslarını tutar. HAstalık, genellikle çocukluk ya da ergenlik çağında başlar. Fibula kaslarının atrofisi, kalıtsal bir omurilik  hastalığı olan Friedreich ataksisinde de görülür.

4-Sinir Dokusu Atrofisi

Beyin ve omurilik dokusu atrofileri, bu organların bir bölümünü doğrudan etkileyen ya da kan dolaşımını engelleyen yaralanmalarda görülür. Çevresel sinirler yıkıma uğradığında ise örselenen bölümün ilerisindeki dokularda yapı bozukluğu ve atrofi gelişir.Kesilen bir sinirin merkeze doğru olan bir bölümünde dokular kendini yenileyemezse, kesiğin ötesindeki sinir dokusunun atrofisi kaçınılmaz bir sondur.

Uzun süreli bir basınç, öbür dokuları olduğu gibi merkezi sinir sitemi yapılarını da atrofiye uğratır. Beynin dış zarlarında gelişen bir tümörün yarattığı basınç, bu tümörün yakınındaki beyin dokularında da yerel atrofiye yol açar.

Kafatasında aşırı sıvı birikmesine bağlı olarak beyin dokusunda yaygın atrofi görülür. Kafatası içerisindeki basıncın giderek artması, beynin bir bölümünün kafatası tabanındaki büyük delikten dışarıya doğru itilmesine yol açar ve kemik duvara sıkışan beyincik dokusu yerel atrofiye uğrar.

Kronik enfeksiyonların geç dönemleri beyin dokusunun atrofisiyle tanımlanabilir. Bunun en tipik örneği, sinir sisteminin ilerlemiş frengi enfeksiyonudur. Yaygın bir felçle sonuçlanan bu enfeksiyonda, küçülen ve ağırlığı azalan beynin daha çok kabuk bölgesi özellikle de ön lobu atrofiye uğrar.

5-Yağ Dokusu Atrofisi

Uzun süreli yetersiz beslenmenin yol açtığı genel atrofinin bir parçasıdır. İlerleyici yağ dokusu atrofisi, vücudun belirli bölgelerindeki yağ dokusunun bilinmeyen nedenlerle erimesidir. Daha çok kadınlarda görülen ve çocukluk çağlarında başlayan bu hastalıkta yağ dokusunun yıkımı özellikle yüz, gövde ve kollarda belirgindir. Bu kesimlerde yağ depolayıcı özel hücrelerin azalarak yok olduğu gözlenir.

6-Diğer Atrofiler

  • Deri Atrofisi, güneşte çok fazla kalmak deride bu tür değişikliklere yol açabilir ve deri atrofisini hızlandırabilir.
  • Salgı Bezleri Atrofisi, Bir hastalık nedeniyle hormon salgısı aşırı derecede artan iç salgı bezleri atrofiye uğrayabilir. Hipofiz bezi hormonlarının üretiminde yaygın ve ileri derecede bir aksaklık olması, Simmonds hastalığı olarak bilinen yaygın iç salgı bezi atrofisyle sonuçlanır.
  • Kimyasal Maddelere Bağlı Atrofiler, Kronik arsenik ve kronik kurşun zehirlenmelerine bağlı olarak çevresel sinirlerde ortaya çıkan yapı bozuklukları, bu sinirlerin uyardığı dokularda özellikle kol ve bacaklarda atrofiye neden olur.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.