Abdullah Cevdet, Yaşamı Ve Eserleri

0 3

Abdullah Cevdet

Osmanlı siyaset adamı ve düşünür olan Abdullah Cevdet, Jön Türk hareketinde ve II. Meşrutiyet dönemi düşünce yaşamında etkili olmuştur.

Yaşamı

9 Eylül 1869 yılında Arapkir’de dünyaya gelmesine rağmen tahsil hayatı nedeniyle İstanbul’da hayatının gençlik yıllarını geçirmiştir. bu nedenle fikri hayatının temelleri bu şehirde bulunan aydınlardan esinlenerek atmıştır.

Eğitim Yaşamı

Mamuretü’l-Aziz Askeri Rüşdiyesi ve Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi’ni bitirdikten sonra Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye girdi. Dindar bir kişi olarak yetişmesine karşın, okulda yaygın olan biyolojik materyalizm görüşlerinden etkilendi. Biyolojik materyalist görüşleri basitleştirerek, Avrupa’da büyük ilgi gören Ludwig Büchner’in Kraft und Stoff adlı yapıtının bir bölümünü bazı eklerle çevirdi ve Fizyolociya-i Tefekkür adıyla 1892 yılında yayımladı.

Bunu dönemin ansiklopedist eğilimli dergilerinden Maarif, Resmi Gazete ve Musavver Cihan’da yazdığı yazıları izledi. Fünun  ve Felsefe isimli kitabını 1893’te tamamladı. Bir tür felsefe ansiklopedisi niteliğinde olan bu kitap, daha çok islam uleması ile biyolojik materyalist düşünürlerin görüşlerini bağdaştırma amacını taşımaktaydı.

İttihad-ı Osmanlı Cemiyeti’ni Kurdu

Biyolojik materyalist görüşlerden hareketle toplumsal gelişmeyi sağlayarak “seçkin” bir topluluğun oluşturulması gerektiği düşüncesine varan Abdullah Cevdet, Rusya’dan gelen popülist akımın da etkisiylesiyasete ilgi duymaya başladı. 1889’da İbrahim Temo, İshak Sükuti, Mehmed Reşid ve Hikmet Emin ile birlikte daha sonra Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti adını alacak olan İttihad-ı Osmanlı Cemiyeti’ni kurdu. Birkaç kez tutuklandı.

1893’te okuldan uzaklaştırılma ve müebbed kalebendlik cezasına çarptırıldıysa da affa uğrayarak öğrenimini sürdürdü. 1894 yılında Tıbbiye’yi bitirerek Haydarpaşa Hastanesi’nde göreve başladı. Kolera salgını nedeniyle kasım ayında geçici görev ile Diyarbakır’a gönderildi.

Sürgüne Gönderildi

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Diyarbakır şubesinin kuruluşunda büyük rol oynadı. Burada tanıştığı Baytar Mektebi öğrencisi Ziya Gökalp’i etkileyerek cemiyete girmesini sağladı. Dönüşünde Adapazarı redif taburuna atandı. Ancak Ekim 1895’te bozguncu eylemlere katıldığı gerekçesiyle tutuklandı ve Ocak 1896’da Trablusgarp’a sürüldü.

Örgütsel çalışmalarını sürdürdüğü anlaşılınca Fizan’a sürgün edilmesi kararlaştırıldı. Bunun üzerine Tunus’a kaçtı. Temmuz 1897’de ise Marsilya’ya ulaştı. Ardından İttihat ve Terakki önderleriyle tekrar ilişki kurmak isteyen Abdullah Cevdet, Paris’e geçti.

Jön Türkler Hareketi

Bu sırada Jön Türk hareketi içinde bölünmeler baş göstermiş bulunuyordu. Hareketin önderlerinden Mizancu Murad Bey ıslahat yapılması koşulu ile Saray ile anlaşmaya vardığından İstanbul’a dönüyordu. Abdullah Cevdet muhalefeti sürdüren Ahmed Rıza Bey grubuna katıldı.

Aralık 1897 yılında Cenevre’ye geçerek İshak Sükuti ve Tunalı Hilmi ile birlikte Jön Türkler’in merkezi yayın organı olan Osmanlı gazetesini Türkçe ve Fransızca çıkarmaya başladı. Aynı dönemde Meşveret, Kanun-ı Esasi, Sada-yı Millet ve Kürdistan dergilerinde de yazılar yazdı.

Siyasal etkinliklerinin yanı sıra, Batı kültürünü aktarmaya yönelik çalışmalar yaptı. Schiller’in Guillaume Tell yapıtını çevirerek bir önsözle yayımladı. Cemiyet üyelerinin ilgisi üzerine bu önsözü İki Emel adıyla ayrı bir kitap olarak çıkardı. Alfieri’nin Delle Tyrannia adlı kitabını İstibdad adıyla 1901 yılında çevirdi.

Sarayın siyasal baskıları sonucu İsviçre Hükümetinin takındığı olumsuz tutum ve gelir kaynaklarının kıstlılığı Jön Türkler için sorun olmaya başladı. Jön Türkler, Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamid’in muhalif yayınları susturmak için yaptığı girişimlere olumlu yanıt vererek pazarlığa oturdular. Gazetelerini kapatmaları karşılığında aldıkları paralarla öteki yayın çalışmalarını sürdürdüler.

Abdullah Cevdet de 1898’de 1.500 frank para ve ömür boyu 12 altın aylık karşılığında yazı yazmamayı kabul etti. Ancak gizliden gizliye yazı yazmayı sürdürdüğü anlaşılınca, ertesi yıl aylığı kesildi. Aynı yılın sonunda Trablusgarp ve Fizan’daki siyasal tutukluların serbest bırakılması karşılığında mesleği dışında yazı yazmayacağına ilişkin bir taahhütname imzaladı ve Viyana Sefareti doktorluğuna getirildi. Yine de Osmanlı gazetesinde Abdülhamid’e karşı imzasız yazılar yazmaya devam etti.

Visit Annemasse: 2020 Travel Guide for Annemasse, Auvergne-Rhone-Alpes |  Expedia

1903 yılında bir tartışma sonrasında Sefir Mahmud Nedim Paşa’yı tartakladığı iddiasıyla Avusturya’dan sınırdışı edildi. Cenevre’de buluştuğu Edhem Ruhi Balkan ilen birlikte Osmanlı İttihat ve İnkılap Cemiyeti’ni kurdu ve bu cemiyetrin yayın örgütü olarak Osmanlı gazetesini yeniden çıkarmaya başladı. 1Eylül 1904’e kadar değişik adlarla yayımlayacağı İçtihad dergisini ve aynı adı taşıyan basımevini kurdu. Yeni yayın çalışmasında daha çok, halkı batı kültürü doğrultusunda eğitmeye yöneldi.

Osmanlı yönetimini baskıları üzerine aynı yıl İsviçre’den sınırdışı edildi. Bir yıl Annemasse’de kaldıktan sonra İçtihad’ı Kahire’ye taşıyarak etkinliklerini oradan sürdürdü. Adem-i Merkeziyet Cemiyeti’ne yakınlık gösterdi ve bir süre sonra bu cemiyetin önemli bir üyesi haline geldi. Daha önce Osmanlı Gazetesinde “İlm-i Ruh” kuramını okuyucularına aktarma olanağını bulduğu Gustave Le Bon’dan çeviriler yapmaya başladı.

Füyüzat, Şura-yı Osmani, Mir’atü’l-Ulum ve Les Pyramides dergilerine çeşitli bilimsel ve kültürel makaleler yazdı. 1906’daki Erzurum ayaklanması sırasında halkı başkaldırmaya çağıran bildirgeler hazırladı. 1908’de meşrutiyetin yeniden ilanından sonra hemen İstanbul’a dönmeyerek bir süre daha Mısır’da kaldı.

Kitabı Yasaklandı

Tartışmaların Odağındaki Kitap: Tarih-i İslâmiyet - Yedikıta Tarih ve  Kültür Dergisi

Bu sırada Reinhardt Dozy’nin Essai sur l’Islamisme adlı kitabını Tarih-i İslamiyet adıyla yayımladı. Peygamberin yaşamını marazi psikoloji ile açıklamaya çalışan bu yapıt büyük tepkilere neden oldu. İbrahim Hakkı Paşa kabinesi 17 Şubat 1910’da bu kitabın yasaklanmasını ve eldeki nüshaların Galata Köprüsü’nden atılarakyok edilmesini kararlaştırdı.

Abdullah Cevdet, Mısır’da bulunduğu sırada eski arkadaşı İbrahim Temo’nın 1909’da kurduğu Osmanlı Demokrat Fırkası’nın düşünsel yapısının oluşturulmasında katkıda bulundu. Önemli bir etkinlik göstermeyen bu parti sonradan Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na katıldı

Türk Dış Politikası sur Twitter : "1930: İçtihad dergisi Siyonizmin en  önemli ismi Theodor Herzl'i kapak yapmış ve Abdullah Cevdet Herzl hakkında  "büyük idealist" başlıklı bir yazı yayımlamış… https://t.co/tFrsfCICcK"

1910 sonrası İstanbul’a döndükten sonra Haziran 1911’de 24. sayıdan itibaren İçtihad’ı çıkarmaya başladı ve Kütüphane-yi İçtihad adıyla bir kitap dizisi oluşturdu. Dinsel konulardaki eleştirel yazılarından dolayı sık sık kapatılan dergisini farklı isimlerle çıkarmayı sürdürdü.

Garpçılar adı verilen grubun yayın organı durumunda olan İçtihad’da , Balkan Savaşı’ndan sonra batının tüm haliyle alınması mı yoksa göreneklerimize uygun şekilde alınması mı doğru olacağı tartışması başladı. İkinci görüşü savunan Celal Nuri ve arkadaşları dergiden ayrıldılar.

İttihatçılara  karşı tutumunu sürdürdürdüğü için hükümetten gelen baskılar yüzünden 1914’te dergisinin basımını durdurdu. Bir süre İkdam gazetesinde imzasız yazılarla özel girişimin gerekliliğini ve Anglo-Sakson eğitiminin yararlarını savundu.

Bahaullah kimdir? Bahailik dininin kurucusu olan ve tam adı Mirza Hüseyin  Ali Nuri olan Bahaullah hakkında kısa bilgi. arşivleri - Aslen Nereli

Mütareke döneminde Ferit Paşa tarafından Sıhhiye Müdüriyet-i Umumiliği’nin başına getirildi. Bu arada İştihad adıyla yayımladığı gazetede İngiliz yanlısı bir siyaset izledi. İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin kuruluşunda önemli rol oynadı. Kürt Teali Cemiyeti’nde çalışarak Jin dergisinde bu örgütün görüşleri doğrultusunda yazılar yazdı. Mütareke döneminin sonlarında bir dünya dini olarak kabul edilmesini istediği Bahailik konusundaki bir yazısı din çevrelerinin tepkisini çekti ve kovuşturmaya uğradı.

Cumhuriyet döneminde Ali Karar Heyeti, Mütareke sırasındaki etkinlikleri yüzünden devlet hizmetlerinden ömür boyu uzak tutulmasını kararlaştırdı. Yaşamının bundan sonraki bölümünü şiir kitapları yazarak, İçtihad’ın yayımlayarak geçirdi. Cumhuriyet yönetiminin batılılaşma çizgisinin sağladığı rahat ortam içinde biyolojik materyalizm ve benzeri konularda çeviriler yapma olanağı buldu.

Elazığ milletvekilliğine getirilerek yeniden siyasete atılma olanağını, tarımı geliştirmek üzere göçmen getirtilmesi yönündeki sözlerini çarpıtan dinci çevrelerin damızlık adam getirmek istiyor söylentisini yaymaları sonucu kullanamadı.

29 Kasım 1932 yılında İstanbul’da öldü.

Abdullah Cevdet ve Fikri Yapısı

Osmanlının Muhalif Gücü : Jön Türkler Nedir?

Abdullah Cevdet’i öteki Jön Türkler’den ayıran en önemli özellik, etkin görevlerde yer alarak başlattığı siyasal yaşamını bir düşünce üreticisi ve kültür birikimi uğraşıcısı olarak bitirmesidir. Ayrıca dönemindeki ana akımların genel çerçevesi içerisinde kendine özgü görüşleriyle özel bir yeri olmuştur.

İslami eğitiminin yanı sıra Batı kökenli değişik düşünce akımlarının etkisi altında kalmıştır. Batı’dan belirli bilgileri ve teknolojiyi aktarırken geleneksel değerlerin korunmasına dayanan bağdaştırıcı bir çağdaşlaşmayı savunmuştur. Halkı uyandıracak temel güç olarak gördüğü biyolojik materyalizmin yerleşmesi açısından seçkin kafaların yetişmesine yönelik bir eğitimi gerekli görmüştür.

Osmanlı toplumunun geriliği konusunda İslam dininin oynadığı olumsuz rol üstünde durmakla birlikte, biyolojik materyalizmin gerekli işlevleri  adım adım üstlenebilmesi için İslamın olumlu toplumsal içeriğinden yararlanma yolunu benimsemiştir.Muhammed Abduh ve Ekolü / Osman EMİN

İslama yalnızca bir araç olarak bakmamış ve Cenevre’de tanıştığı İslam reformcusu Muhammed Abduh’un da etkisiyle İslamın uygarlık ve çağdaşlığa ayak uydurmaya elverişli bir öze sahip olduğunu savunmuştur. Dine yönelttiği eleştiriler düşünmeyi kısırlaştırması ve ulusal uyanışı engellemesi noktalarında toplanmıştır.

Jön Türk hareketinde ağır basan Osmanlı milliyetçiliği anlayışı yerine imparatorluk içindeki tüm ulusların eşitliğe dayalı birliği görüşünü öne sürmüştür. Toplumsal ilerleme açısından özel girişimciliğin ve bireyselleşmenin önemini vurgulamıştır. Son yıllarda İslamın toplumsal içeriğinden ve geleneksel değerlerden yararlanma düşüncesinden belirli bir ölçüde uzaklaştığı görülmüştür.

Önemli özelliklerinden biri de Cumhuriyet dönemindeki reformlardan çok önce, zor okunan Arap harfleri yerine Latin harflerinin alınması ve gelecek kuşaklara ilk eğitimi veren kadınlara toplumda gerekli hakların ve olanakların sağlanması yönünden görüşleri savunmasıdır.

Yapıtları

Kırkı aşkın kitabı bulunan Abdullah Cevdet’in başlıca yapıtları şunlardır

  • Hadd-i Tedip, Ahmet Rıza Bey’e açık mektup -1903
  • Kahriyat-1906
  • Dimağ ve Melekat-ı Akliye’nin Fizyolociya ve Hıfzıssıhhası -1919
  • Cihan-ı İslama Dair Bir Nazar-ı Tarihi ve Felsefi – 1922
  • Adab-ı Muaşeret Rehberi- 1927
  • Yazının içerisinde de isimleri geçen psikooji, sosyoloji, eğitim ve tarih alanındaki pek çok çevirinin yanı sıra Shakespeare’in çeşitli yapıtlarını da dilimize kazandırmış ayrıca Mevlana’dan bazı parçaları ve Hayyam’ın rubailerini Türkçeleştirmiştir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.