Kına Gecesi ve Kına Yakma Geleneği

0 0

Kına Yakma Geleneği

Kına Yakma geleneği olarak yapılan, kına gecesi eğlencesinde kullanılan yeşil tozun adı kınadır. Kelime olarak Arapça kökenli “hına” kelimesinden Türkçemize gelen kına; kına ağacının yapraklarının toz haline getirilerek kullanıma sunulmaktadır. Kına su ile karıştırılıp hamur haline getirilir ve ele, parmaklara ve saçlara uygulanır. Eski yıllardan beri devam edegelen kına yakma geleneği İbrahim Peygamber’e kadar dayanmaktadır.

Dede Korkut hikâyelerinde de geçen kına yakma geleneği adanmışlığı simgelemektedir. Bu adanmışlık asker eline kına yakılmasıyla askerimizin vatana adanması, kurbanlığa kına yakılmasıyla kurbanın Allah’a adanması, gelinin eline yakılmasıyla gelin kızın kocasına adanması anlamı taşımaktadır.

Askerliğin Türkler için ayrı bir önemi vardır ve askere gidecek olan delikanlı bir gün önceden oyunlarla halaylarla eğlencenin ardından yakılan ağıtlarla yakın bir aile büyüğünün eline kına yakılması ve “Dönersen bizimsin, dönmezsen Allah’ınsın.” inancı vardır. Yine kurban bayramında kurbanlık koyunun kınalanması da Allah’a hediyedir.

Kına Gecesi ve Gelin Kınası

kına-gecesi

En meşhur kına yakma geleneği evlenecek kıza düğünden 1-2 gün önce yapılan kına gecesi geleneğidir. Bu gecede genellikle sadece kadınlar olur. Gecede gelin kıza bindallı denilen geleneksel kıyafet giydirilir. Bindallı genelde kırmızı renkli olup iki parçadan olur ve dış kıyafet işlemelerden oluşur. Erkek tarafı kına, kına tepsisi, mumlar ve davetlilere dağıtılmak üzere tek tek paketlenmiş çerezler ve içecekler kız evine getirilir. Türk geleneklerine göre türkülerle, halaylarla eğlenilir.

Kına gecesi, kına yakma merasimi başladığında gelin ortaya konan bir sandalyeye oturtulur ve başına al bir yazma örtülür. Hüzünlü türküler başlar. Gelinin kız kardeşi yâda arkadaşı elinde ortasında karılmış kına kenarlarında mumlar yanan kına tepsisiyle gelinin etrafında dönmeye başlar. Arkasında kızlar ellerinde yanan mumlarla gelinin etrafında dönerken hüzünlü türküler söylenmeye başlar. Niyet gelini ağlatmaktır. Gelin anacığının evinde son gecelerini yaşamaktadır ve artık yeni bir eve gidecektir. Bu gecede özellikle “Yüksek Yüksek Tepelere” türküsü söylenir ki tam da geceye uygundur.

Gelinin ağlamasıyla başına örtülen al yazma açılır ve ellerine kına yakılmaya başlanır. Kınayı ailenin büyüğü bir kadın yâda mutlu bir evliliği olan kadının yakması adettendir. Kınayı yakan kişinin “Gelin avucunu açmıyor.” demesi ile kaynana önceden hazırladığı altını verir ve gelinin avucunun ortasına altın ve üzerine kına konularak kına yakılmış olur. Çerezler ve içecek davetlilere ikram edilir. Süslü bez torbalara konulan kına da davetlilere dağıtılır.

Kına gecesi, geç saatlere kadar devam etmediğinden fazla bir ikram da yapılmaz. Düğün öncesi gelinin yorulması da istenmediğinden, ertesi gün devam edecek olan eğlenceye hazırlanmak üzere davetliler kınalarını ve çerezlerini alarak evlerine çekilirler.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.